Heykelleri Saim Bugay’ı anlatıyor

SERAY ŞAHİNLER- İş Sanat vefa sergilerine Saim Bugay ile devam ediyor… Kibele Sanat Galerisi’nde düzenlenen “Heykelin Sözü” adlı sergi vefatının 15. yılında Türk heykelinin özel ismi Saim Bugay’ı anıyor. Sergi, çok yönlü bir sanatçı olan Bugay’ın ahşap, metal, döküm, tel gibi materyallerden tasarlanan kuklalar, maskeler, el aletleri, oyuncak, biblo gibi farklı türde eserlerinden bir seçki. Kâğıt üzerine desenler, silikon çalışmalar ve heykeller daha önce Saim Bugay ile tanışmamış olanlar için onun hayatını ve sanatını yansıtan bir rehber niteliğinde.

1934 yılında dünyaya gelen Bugay, aslında birçok çağdaşı gibi, herhangi bir şeyi anlama ve anlatma çabasında değil. Onun heykelde yaptığı bir yürüyüş, bir arayış çabası. Bir heykeli anlamak ve anlatmak için biçimden başka bir şeye gereksinim olmaması gerektiğini savunan Bugay, heykellerine isim bile koymaktan geri durmuş, altına iliştirilen metinlerin, yapılacak açıklamaların, heykelin başarısızlığına işaret ettiğini söylemiş. “Öyle bir heykel yapacaksın ki onu ben anlayacağım, altına yazmayacaksın!” diyen sanatçının manifestosuna uygun olarak sergide hiçbir eserin altına bilgi notu düşülmemiş. Emre Zeytinoğlu’nun sergileme yöntemiyle bir Bugay panoramasıyla karşı karşıyayız. 

Telle örülmüş bir çocuk heykeli, mekanik çağrışımları andıran uzuvlar, bir araya toplanmış onlarca el, eşek heykelleri, masklar, kuklalar… Bugay’ın sözcüsü işte bu heykeller. Sergide yer alan her bir heykel kendi derdini anlatıyor, kendi sözünü söylüyor. “Heykelin Sözü” sergisi, başrolünde heykellerin olduğu kadar Saim Bugay’ın da olduğu bir sahne. Onun dirençli, dik, politik ve mizahi yönünü de yansıtıyor. “Metin Deniz Kukla Serisi”, “Aziz Nesin” heykelcikleri de bu hikâyenin ortaklarından. Hiçbiri birbirini bütünlemiyor, tamamlamıyor. Hiçbir iş yönlendirici değil. Tam da Bugay’ın sanatı gibi. “Kavramlar zaten soyuttur. O kavramları alıp kimsenin yapmadığı yeni bir biçimle sunabilirsen, işte o zaman sanatçı olmuşsun demektir” diyor Saim Bugay.

Sergiyi hazırlayan Emre Zeytinoğlu, “Saim Bugay’ın heykele yüklediği görevler her geçen zaman çoğaldı. O giderek, heykelin çok daha fazla şeyler söyleyebilmesini, dilinin zenginleşmesini istiyor, bu yüzden de ilgisini çok farklı yerlere yönlendiriyordu; takıdan kuklaya, sinemadan tiyatroya ve gölge oyununa kadar… Fakat o, hangisiyle uğraşırsa uğraşsın, yalnızca, heykele kazandırabileceği hareketin peşindeydi; heykeli sabit bir sözden kurtarıp bir macera romanına dönüştürmek gibi bir tutku…” diyor. 

Saim Bugay, yanıtlardan çok sorularla ilgili. “Heykelin Sözü” sergisi de hayata dair birçok soruyu peşi sıra soruyor. Sergi 19 Mart’a kadar İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde görülebilir.

Vefatının 15. yılı

1934 yılında Mersin’de doğan Saim Bugay, 1967 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. 1969-1974 yılları arasında Fransa başta olmak üzere, İngiltere, Danimarka, Almanya, Belçika, Hollanda ve İtalya’da ahşap heykeller üzerine çalışma ve araştırmalarını sürdürdü. Sayısız sergi açtığı sanat yaşamını ödüller ile taçlandıran, 2008’de kaybettiğimiz Bugay’ın İstanbul, Ankara ve İzmir’de Devlet Resim ve Heykel Müzeleri ile TRT Koleksiyonu’nun yanı sıra pek çok özel koleksiyonda yapıtları bulunuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.